Altı Telin Hikayesi: Gitar

Gitarın kökenleri yaklaşık 4000 yıl öncesine dayanan, geçirdiği dönüşümlerle dünyanın en yaygın enstrümanlarından biri haline gelen telli bir çalgıdır. Mezopotamya ve Antik Mısır’da görülen telli çalgılar, gitarın en erken ataları olarak kabul edilir. Bunun en somut kanıtlarından biri, M.Ö. 1500 dolaylarında yaşayan Mısırlı şarkıcı Har-Mose’a ait olan ve  bugün Kahire Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen üç telli tanburdur. Arap coğrafyasında gelişen ud ve Avrupa’da kullanılan lavta gibi enstrümanlar, gitarın biçimsel ve teknik özelliklerinde belirleyici rol oynamıştır.

Orta Çağ ve Rönesans döneminde gitarın formu, lavtadan yapısal olarak ayrışmaya ve bugünkü halini almaya başlamıştır. Lavtanın bombeli sırt yapısının aksine gitarın düz bir yapısı vardır. Bu dönemde “vithuela” adıyla saray çevrelerinde yaygınlaşmıştır.

18. yüzyılın sonlarında bugünkü 6 telli yapısına yaklaşmıştır. 19. yüzyılda İspanyol Antonio de Torres Jurado’nun, gitara yaptığı yapısal değişiklikler modern gitarın doğunu simgeler.  Torres, gövde boyutlarını büyütüp, ses tablasını güçlendirip, akustik kapasiteyi de arttırarak gitarın piyano gibi gür sesli aletlerle aynı konser salonlarında yer edinebilmesini sağlamıştır.

20. yüzyıla gelindiğinde teknolojik gelişmelerle beraber gitarın sesi fiziksel sınırları aşmıştır. 1930’larda George Beauchamp ve Adolph Rickenbacker tarafından elektro gitarın bulunması müzik tarihinde yeni bir çağ başlatmıştır. Caz, rock, blues ve metal müzik gibi pek çok tür gitar üzerinden şekillenmiştir. Efekt pedalları ve amfi sistemleri gibi teknolojik gelişmelerle insanların en evrensel ifade araçlarından biri olma özelliğini göstermektedir.

Gitar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir