Kopuz, genel bir tanımla, Türk, Moğol ve Altay halkları tarafından binlerce yıldır kullanılan, perdesiz veya perdeli formları bulunan, telli bir halk çalgısıdır. Komus da denir. Genellikle 2 veya 3 telli olur. Her telin kendine ait bir akort sistemi vardır. Tellerin hammaddesi tarihsel olarak at kılı veya hayvan bağırsağıdır. Günümüzde ise dayanıklılık ve ses gücü sebebiyle naylon veya çelik teller daha çok tercih edilmektedir. Gövdesi ve sapı için tercih edilen ağaç türleri, sesin yayılma hızı açısından büyük öneme sahiptir. Genellikle kayın, gürgen, kiraz, erik, ceviz ve ardıç gibi dayanıklı ses iletkenliği yüksek ağaçlar tercih edilir.

En özgün özelliklerinden biri, teknenin ön yüzünün tamamen veya kısmen hayvan derisiyle kaplanmasıdır. Bu kaplama insan sesine yakın, yumuşak bir ses kazandırır. Fakat deri kaplamasının nemden ve sıcaktan hızlı etkilenmesi, ses akordunun bozulabilmesine sebep olduğundan zamanla ahşap göğüs kullanımına geçilmiştir. Kopuz aynı zamanda yapısı nedeniyle hem bir telli çalgı hem de bir vurmalı çalgı olarak kullanılabilir.
Kopuz, en eski Türk çalgısı olarak bilinir. Literatürde “tüm telli çalgıların atası” olarak nitelendirilir. Türklerin göçebe yaşam tarzıyla uyumlu bir gelişim göstermiş; savaşlarda moral kaynağı, dini ritüellerde, şölenlerde neşe unsuru olarak kullanılmıştır. Tarihi M.Ö. 3. yüzyıla kadar dayandırılabilir. Çin kaynaklarında Hunların kopuzu savaşta düşmanı korkutmak ve kendi askerlerinin cesaretini arttırmak amacıyla kullandıkları geçer. Hunlardan Göktürklere, oradan da Selçuklu ve Osmanlı’ya uzanan süreçte kopuz, Türklerin askeri ve sosyal hayatlarında vazgeçilmez bir parça olmuştur.
İslamiyet öncesi dönemde “kam” veya “baksı” olarak bilinen şamanlar; çeşitli törenlerde, hastalıkların tedavisinde kopuzu bir araç olarak kullanmışlardır. Kopuz, Türkler için kutsal olarak kabul edilmiştir ve İslamiyet sonrası dönemde de bu özelliğini korumuştur. Bu sayede Anadolu’da “saz şairliği” geleneğinin temeli atılmıştır. Kopuzun Türkler için önemi Dede Korkut hikâyelerinde de görülmektedir. Dede Korkut hikâyelerinde; beyler arasındaki anlaşmazlıklar için barış, savaşlarda moral, düğün ve şenliklerdeki eğlence aracı olma özelliği belirgin olarak öne çıkmaktadır.

Bir yanıt yazın